• Turkey
  • BP Enerji Görünümü Raporu 2017 Lansmanı Ankara'da düzenlendi

BP Enerji Görünümü Raporu 2017 Lansmanı Ankara'da düzenlendi

Enerji dünyası, BP Enerji Görünümü Rapor Lansmanı’nda bir araya geldi

BP, enerji sektörünün gelecek trendleri hakkında önemli veriler içeren “BP Enerji Görünümü 2017” raporunu, enerji alanında faaliyet gösteren şirketlerin yetkilileri, akademisyenler ve sivil toplum kuruluşlarının katıldığı, Enerji Uzmanları Derneği ile birlikte düzenlenen “Enerjinin Geleceği Paneli”nde paylaştı. Çarpıcı sonuçlara sahip rapora göre, 2035'e kadar global enerji talebi yaklaşık yüzde 30 artacak. Kömür, petrol ve doğalgaz 2035'e kadar ana enerji kaynağı olarak kalırken, yenilenebilir enerji kaynakları da önümüzdeki 20 yılda dört kat gelişecek.

Dünyanın lider enerji şirketlerinden BP, enerji sektörünün gelecek trendleri hakkında önemli veriler içeren “Enerji Görünümü 2017” rapor verilerini, 28 Mart Salı günü Ankara J.W Marriott Otel’de Enerji Uzmanları Derneği iş birliğiyle düzenlenen Enerjinin Geleceği Panelinde enerji dünyasının önde gelen isimleriyle paylaştı. Panele ilgili bakanlık ve düzenleyici kurum temsilcileri, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Müsteşarı Fatih Dönmez, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) Başkanı Mustafa Yılmaz ve enerji alanında faaliyet gösteren şirketlerin yetkilileri, akademisyenler ve sivil toplum kuruluşları katıldı. BP Türkiye Ülke Başkanı Mick Stump ve BP Grubu Global Makroekonomi Başkanı William Zimmern ev sahipliğinde gerçekleşen panelde, global çapta enerji politikalarını daha iyi anlamak ve enerji sektörünün geleceğine katkıda bulunmak amacıyla hazırlanan raporun verileri sunuldu.
 
Enerji sektöründeki gelişmeleri mercek altına alan ve uzun vadeli enerji trendlerini değerlendirerek dünya enerji piyasaları için gelecek 20 yıla yönelik tahminler geliştiren “BP Enerji Görünümü 2017” raporuna göre, global enerji talebi yılda ortalama yüzde 1,3 artışla 2035’e kadar yüzde 30 civarında yükselecek. Enerji talebindeki bu artış, global GSYİH'de beklenen yıllık yüzde 3,4 artıştan daha düşük olacak. Kömür, petrol ve doğalgaz ise 2035'e kadar ana enerji kaynakları olarak kalacak.
 
Panelde sunulan, doğalgazın petrol ve kömürden daha hızlı gelişme gösterdiğini belirten raporda, hızla yaygınlaşan LNG'nin global düzeyde entegre olmuş bir doğalgaz pazarı oluşturacağı ifade ediliyor. Yanmaz enerji kullanımını 2030 itibarıyla talep artışının ana kaynağı olarak gösteren rapora göre, yenilenebilir enerji kaynakları önümüzdeki 20 yılda dört kat gelişecek, global kömür tüketimi de zirve yapacak. Karbon emisyonlarının son 20 yılın oranlarının üçte birinden daha az bir artış gösterdiğine dikkat çekilen raporda, yine de karbon emisyonlarının devam ettiği ve farklı aksiyonlar alınması gerektiğinin altını çiziliyor.

Enerji otoriteleri panelde bir araya geldi

Enerji dünyasının önde gelen isimlerinin bir araya geldiği panelde, küresel enerji sektörünün geleceğine ilişkin değerlendirmelerini paylaşan BP Türkiye Ülke Başkanı Mick Stump lansmanda yaptığı konuşmada şunları söyledi: “BP Enerji Görünümü 2017 raporu, hepimizin enerjiye olan ihtiyacının dinamik bir değişim ve artış içinde olduğunu gösteriyor. Enerji kaynakları, artan nüfus, tüketim alışkanlıkları, karbon emisyonu ve şehirleşme gibi birçok unsura bağlı olarak değişen bu görünüme, BP Türkiye olarak en iyi şekilde uyum sağlayacağımıza eminiz. Burada, bölgesel olarak, enerji konusundaki arz ve çeşitlilik değişimlerini çok yakından takip ediyoruz. Bölgesel varlığımız ve Güney Gaz Koridorunun tam değer zincirine katılımı göz önüne alındığında, Türkiye’nin artan enerji ihtiyacını karşılamak konusunda ülkenin uluslararası partneri olma arzumuzu her zaman sürdürüyoruz. Hazırladığımız raporun sektörün geleceğine uzun bir süre ışık tutmasını ve bu alanda her zaman bir kaynak niteliği taşımasını temenni ediyoruz.” dedi.

Kömür, petrol ve doğalgaz ana enerji kaynakları olacak

Raporda, fosil dışı yakıtların önümüzdeki 20 yılda enerji kaynaklarındaki artışın yarısına karşılık gelmesi beklenirken, kömürle birlikte petrol ve doğalgazın dünya ekonomisine güç veren ana enerji kaynağı olarak kalacağı ve 2015'te yüzde 86 olan toplam enerji arzı içindeki ana enerji kaynakları karşılığının 2035'te yüzde 75'in üstünde olacağı öngörülüyor. 
 
Petrol talebi, rapora göre, yılda ortalama yüzde 0,7 oranında artıyor. Ulaşım sektörünün global talepteki payı 2035'te yüzde 60'a yakın bir oranda kalacak olup, bu sektör dünya petrolünün büyük çoğunluğunu tüketmeye devam ediyor. 
 
Rapora göre, doğalgaz hem petrol hem de kömürden daha hızlı gelişme gösteriyor ve bu kaynağa olan talep yılda ortalama yüzde 1,6 oranında artıyor. Doğalgazın temel enerjideki payının kömürün konumunu devralması ve 2035 itibarıyla en büyük ikinci yakıt kaynağının doğalgaz olması öngörülüyor. Avustralya ve ABD'de artan kaynakların yönlendirdiği LNG’nin yükselişinin, ABD doğalgaz fiyatlarına dayalı olarak tüm dünyada entegre doğalgaz pazarının yolunu açması bekleniyor.   
 
Yenilenebilir enerjilerin yılda ortalama yüzde 7,6 artışla dört kat büyüyerek en hızlı gelişen yakıt kaynağı olacağı da tahmin ediliyor. Çin, önümüzdeki 20 yılın yenilenebilir enerji kaynaklarının en büyük büyüme kaynağı olup, yenilenebilir enerjiye AB ve ABD'nin toplamından daha fazla katkıda bulunuyor.   Aynı zamanda, 2035'e kadar olan dönemde petrolle ilgili talep artışının tamamı yükselen pazarlardan gelecek ve bu artışın yarısının kaynağı Çin olacak. 

Ulaşım sektörü, petrol talebindeki artışın üçte ikisine karşılık geliyor. Bu kapsamda, otomobillere yönelik petrol talebi günde 4 milyon varil civarında artış gösteriyor. Bu artış, global otomobil filosundaki iki kat artışla destekleniyor. 2015'te 1,2 milyon adet olan elektrikli otomobil sayısının, 2035'te 100 milyon adede (global otomobil filosunun yaklaşık %5'i) yükseleceği varsayılıyor.

Karbon salınımı yılda yüzde 0,6 artacak

Rapora göre, karbon salınımları, geçtiğimiz 20 yılda görülen oranın üçte birinden daha az oranda artacak. Başka bir deyişle, yılda yüzde 2,1 yerine ortalama yüzde 0,6 artış söz konusu olacak. 
 
Başarılı olunması halinde, 1965'ten bu yana en yavaş emisyon artışı oranı görülecek. Bununla birlikte, temel enerji kaynaklarının kullanımından oluşan karbon emisyonlarının, ilgili dönem boyunca yine de yüzde 13 civarında artacağı öngörülüyor. Bu rakam, Paris'te ortaya konulan hedeflerin gerçekleştirilebilmesi için karbon salınımlarının 2035 itibarıyla yüzde 30 civarında düşmesi gerektiğini ileri süren Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) 450 Senaryosunu aşıyor. 
 
Raporda, daha düşük karbonlu bir çevreye daha hızlı geçişin potansiyel sonuçlarını keşfetmek üzere iki alternatif vaka sunuluyor. Buna göre, enerjide dönüşümü teşvik edecek ve kolaylaştıracak devlet politikasının zamanlaması ve biçimi önem taşıyor.