Barış Ülkesi Buryatya

SEYYAH

Kızılderililerin anayurdu

Kızılderililerin anayurdu olarak nitelenen bölgede uzanan verimli ve el değmemiş güzellikteki Buryatya toprakları üzerinde çok farklı ulusların ve inançların temsilcileri büyük bir uyumla barış içinde bir arada yaşıyor. Bu topraklar üzerindeki barış, sadece insanlar arasında değil insan ile doğa arasında da sürüyor. 
Rusya Federasyonu’na bağlı özerk cumhuriyetlerden biri olan Buryat Cumhuriyeti ya da Buryatya, ‘Doğu Sibirya’nın incisi’ olarak tabir edilen ve dünya tatlı su rezervlerinin dörtte birini oluşturan Baykal Gölü’nün güney ve batısında yer alıyor. Kızılderililerin anayurdu olarak nitelenen bölgede uzanan verimli ve el değmemiş güzellikteki Buryatya toprakları üzerinde çok farklı ulusların ve inançların temsilcileri büyük bir uyumla barış içinde bir arada yaşıyor. Bu topraklar üzerindeki barış, sadece insanlar arasında değil insan ile doğa arasında da sürüyor. Buryatya’nın benzersiz doğası, çok sayıda ziyaretçiyi uçsuz bucaksız ve sert iklimli Sibirya’nın bu bölgesine çekiyor. Üç yüzden fazla ırmağın kendisine, sadece Angara nehrinin kendisinden doğarak dışarı aktığı Baykal Gölü, bu doğal zenginliğin en büyük kaynağını oluşturuyor. 
Baykal Gölü, dünyanın en derin ve en eski gölü olup, yaşının 25 milyon civarında olduğu sanılıyor. Olağanüstü şeffaflıktaki suyuna attığınız 30 santim çaplı beyaz bir cismi 40 metre derinlikten bile görebildiğiniz söyleniyor. Tatlı su fok balığı olan Baykal Foku, gölün mucizelerinden biri… Temel yaşam alanları, göldeki Uşkan adaları olan sevimli Baykal Foklarının yüzlercesi bu adada kıyıdaki taşlara çıkıp güneşleniyorlar. Dolayısı ile onları bir başka yerde görebilme şansınız pek yok. Elliden fazla balık çeşidini barındıran gölün en çok avlanan balığı ise Omul. Buryat sofralarının başyemeklerinden olan Omul balığından çok lezzetli mezeler de yapılıyor. Balıkçılığın önemli geçim kaynaklarından biri olduğu ülkede, balıkçıların Omul balığından sonraki gözdelerini Mersin balığı, Grayling balığı, Somon türlerinden olan Sig balığı ve Baykal’ın yağlı balığı olan Golomyanka oluşturuyor. Her yıl ocak ayında donan gölün ancak mayıs ayından itibaren çözülmeye başlayan buzları, tıpkı suyu gibi tertemiz ve şeffaf devasa tarlalar oluşturuyor. Bu haliyle büyüleyici bir güzelliğe bürünen Baykal, yaz aylarında da kıyılarının güzelliği ile hayrete düşürüyor. El değmemiş saflıktaki Buryatya coğrafyası, bitki ve memeli canlılar açısından da çeşitlilik gösteriyor. Yaban gülleri, frambuazlar, Sibirya elmaları, Altay hanımelisi, kızılcıklar bölgede sıklıkla görebileceğiniz bitkileri oluştururken yaklar, Mançurya Geyikleri, su samurları, Sibirya Keçileri, sincaplar, vaşaklar, bozayılar ve sayıları epeyce azalmış olsa da Sibirya Kaplanları bölgeye özgü memeliler olarak öne çıkıyor. Aralarında step kartalları, akkuyruklu kartal, Moğol Serçesi, siyah turna ve karaleyleğin de bulunduğu, bölgede yaşayan, kış aylarını bölgede geçiren veya bölgeyi göç yolu olarak kullanan 348 tür kuş, kuş gözlemcileri için çok cazip bir fırsat sunuyor. 

Küçücük bir yerleşimden başkente

Buryat Cumhuriyeti’nin başkenti Ulan Ude, Selenga ve Uda nehirlerinin arasına kurulmuş. Kuruluşundaki resmi adı Verkhneudinsk olan Ulan Ude, küçük bir sınır yerleşiminden zamanla büyüyerek bir başkente dönüşmenin gururunu taşıyor. Rusya ve Çin arasında 14. yy’dan itibaren gelişmeye başlayan ilişkilerin sonucunda oluşan ve en az İpek Yolu kadar önem taşıyan yaklaşık 10 bin kilometrelik Çay Yolu’nu kullanan tüccarları ve kervanları soygun ve saldırılara karşı korumak üzere 16. yüzyılın sonlarında kurulan sınırdaki bu küçük yerleşim, zamanla Çin mallarının toptan satışının yapıldığı, bölgenin en önemli ticaret merkezi haline gelmiş. Çin ve Moğolistan ile yapılan tüm ticaretin vergileri de bu şehirde toplanmış. Bugün, Moskova’dan uçakla 5,5, trenle 84 saatte ulaşılabilen Ulan Ude, ülke nüfusunun üçte birini barındırıyor. Sovyetler Birliği döneminin izlerinin aynen korunduğu kentlerden biri olan Ulan Ude’de meydanlar ve caddeler 2.Dünya Savaşı sonrası yapılan anıtlar ve heykellerle süslü. Sovyetler Birliği’nin kurucusu Lenin de devasa bir büstle kentte hala yaşatılıyor. 

Bir orman gibi kardeşçesine

Buryat toprakları üzerinde 112 farklı etnik kökenden insanlar yaşıyor. En büyük etnik grupları ise Ruslar ve Buryatlar oluşturuyor. Bu iki grubu Beyaz Ruslar, Ermeniler, Moğollar, Ukraynalılar ve Tatarlar izliyor. Buryatya’nın nüfusu, 1996 sayımına göre 1 milyon 58 bin iken 2003 yılı sayımında 987 bine düştüğü görülmüş. Nüfusun azalmasında sosyal, ekonomik ve demografik etkenler söz konusu. Bu nüfusun %60 kadarı kentlerde, kalanı kırsal kesimde yaşıyor. Buryatya’nın yerli halkı; Buryat, Evenk ve Tuva Türklerinden oluşuyor. Yahudi, Alman, Polonyalı, Koreli, Ermeni, Beyaz Rus, Azeri ve Tatarlar da oldukça aktif etnik gruplar arasında. Türk kökenli yerel halkın büyük bölümü Şaman dinine inanıyor. Bir kısmı ise Müslüman. Moğol kökenli olanların büyük bir bölümü ile yine Türk kökenlilerin küçük bir bölümü ise Budist. Buryatya’da Budizmin etkisi o kadar büyük ki, ülke Rusya’nın Budizm merkezi olarak anılıyor ve çok sayıda Budist tapınağı var. Rus ve diğer Avrupalı göçmenler de Hıristiyan. Farklı etnik gruplar arası ilişkilerin uyum içinde gelişmesi için uzun yıllar harcanan çabalar olumlu sonuç vermiş ve bugün Buryatya’da müthiş bir kültürel zenginlik ile barış havası hakim. Farklı etnik kökenlerle farklı inançlardan kişiler arasında yaşanan evliliklerin sayısı da oldukça fazla. Bu özelliği ile Buryatya’nın, farklı etnik kimlikler yüzünden sıkıntılar hatta parçalanmalar yaşayan ülkelere çok güzel bir birlikte yaşama örneği oluşturduğunu da söyleyebiliriz. Buryatya’daki kardeşlik ortamı her inancın özel günlerinde ve bayramlarında tam anlamıyla elle tutulur hale geliyor ve bayramlar herkesin katılımıyla coşku içinde bir kültür şölenine dönüşüyor. 

Sagaalgan ve Surkharban

Beyaz Ay Tatili olarak da bilinen Sagaalgan, Ay Takvimine göre yeni yılın başlangıcı ve Şubat ayında çeşitli festivallerle, bir Şaman bayramı olarak kutlanıyor. Transbaykal bölgesinde Budizmin yayılmasından sonra Budist bayramları listesine de eklenmiş ve hem Budistler hem de Şamanistler ortak şenlikler düzenliyor. Günümüzde oldukça popüler olan bu bayram; ulusal kimlik, etnik köken ve dini inanç farkları gözetilmeden tüm Buryat Cumhuriyeti vatandaşları tarafından sevinçle kutlanıyor. Bayram süresince konserler, moda şovları, tiyatro gösterileri gibi çeşitli etkinliklerin yanı sıra bir de ‘White Month / Beyaz Ay’ Gençlik Müzik Yarışması düzenleniyor. Avrupa takvimine göre yeni yılı kısacık bir tatille kutlayan Buryatyalılar için Sagaalgan, kendisi ile aynı döneme denk gelen dondurucu kış rüzgarlarına katlanmak adına da uzun tatili ve eğlenceleri ile mükemmel bir fırsat oluşturuyor. Surkharban ise Moğolca konuşan toplulukların kutladığı en popüler bayram. Kelime olarak ‘okçuluk yarışı’ anlamına gelen Surkharban kutlamaları sırasında okçular, yere saplanan ve üzerine deri bir kemer dolanan küçük bir kazıktan oluşan özel hedefi vurmaya çalışıyorlar. 

Moğolistan’da Naadan yani ‘erkeklerin üç oyunu’ olarak bilinen bu bayram, yaz mevsiminin ilk pazar gününde kutlanıyor. Çok sayıda insanın katıldığı Surkharban etkinliklerinde okçuluk yarışmasının yanında güreş ve at yarışları da yapılıyor ki Moğolcadaki anlamı da zaten bu üç oyunu kapsıyor. Buryat okçular, Surkharban’ın en iyi okçuları olarak biliniyor. At yarışları ile ilgili olarak da atların seçimi ve eğitimi konusunda Buryatya’da yazılı olmayan kurallar mevcut. Eskiden yarışların ödülü yüzlerce baş sığır olurmuş. Elbette yarışmalara halk şarkıları, halk dansları ve geleneksel bayram yemekleri de eşlik ediyor. Yokhor dansı ise bu etkinliğin zorunlu aktivitelerinden biri olan ve birliği temsil eden bir çember oluşturarak yapılan son derece enerjik ve ritmik bir dans. Günümüzde Surkharban, çağdaş kültür ile geleneksel kültürün kombinasyonu şeklinde kutlanıyor. Bir tür spor ve kış uykusundan uyanarak yeniden canlanan doğaya söylenen şarkılar festivaline dönüşen Surkharban, sıra ile Buryatya’nın her bölgesinde ve son olarak da başkent Ulan Ude’de yüzlerce kişinin katılımı ile hipodromda kutlanıyor. İnsanlığın en eski yerleşim alanlarından biri olan, milyonlarca yıllık olağanüstü bir tarihe sahip Buryat topraklarının büyüleyici doğasını, mucizevi Baykal Gölü’nü görmek ve belki de en önemlisi bu topraklarda yaşatılan barış havasını solumak için mutlaka gidilmesi gereken bir ülke Buryatya.