Ustasının Hayatına Kasteden Sanat

GELENEKSEL

Tombaklama

Altının çok değerli oluşu nedeniyle en azından altın görünümlü ürünler üretmek amacıyla geliştirilen tombaklama işlemi, özellikle Osmanlılarda tam bir sanat halini almış ve dönemin sanatları uğruna hayatlarını bile feda edebilen değerli ustalarının elinden çıkma tombak ürünler, paha biçilmez birer sanat eseri olarak günümüze ulaşmıştır. 

Araştırmalara göre ‘tombak’ kelimesinin kökeninde Malay dilindeki ‘tambaga’ veya İtalyanca ‘tombacco’ ile Portekizcedeki ‘tambaka’ sözcükleri var. Malay dilindeki ‘tambaga’ sözcüğünün Türkçedeki ‘bakır’ın karşılığı olduğunu da hatırlatalım. Araştırmacıların kökeni konusunda bu üç kaynak üzerinde uzlaştıkları tombak (tombac) kelimesinin Batı dillerindeki anlamı ise bir tür bakır ve çinko alaşımı olan yapay bir metal. Ancak, bizim dilimizde tombak daha farklı bir anlama sahip olup bakır ve bakır alaşımlarının altın ve cıva amalgamı yardımıyla yaldızlanması işlemini, başka bir deyişle altın kaplamayı ifade ediyor. Daha doğrusu, bu işlemden geçirilmiş ürünlere ‘tombak’ adı veriliyor; işlemin kendisine verilen isim ise ‘tombaklama’. Günümüzde pek rağbet görmeyen tombaklama işlemi, bir dönem Osmanlı’da çok önemli bir yer işgal etmiş ve o dönemlerden kalma tombak eserler bugün ya müzelerde görülebiliyor veyahut da bazı müzayedelerde çok yüksek fiyatlarla meraklılarının beğenisine sunuluyor. Osmanlı’nın geleneksel el sanatlarından biri haline gelen tombaklamanın gelişmesinin altında yatan neden ise aslında insanların zengin görünme isteği. Altının çok değerli oluşu, en azından altın görünümlü veya dışarıdan bakanların altın zannedeceği ürünler üretme fikrini doğurmuş, geliştirilen altın kaplama yöntemi ile yaldızlanan eşyalar büyük rağbet görünce bu işi yapanların sayısı ve ustalıkları artmış, tombaklama işi de giderek bir sanat halini almıştır. 

Tombaklama sanatının altın çağı

Maden işçiliğine bağlı olarak geliştirilen tombak sanatı, saygınlığı yüksek bir maden olan altın yerine, Selçuklulardan başlayarak kullanılmış ve Osmanlı’da doruk noktasına ulaşmıştır. Günümüzde gerek Anadolu, gerek Balkanlar, gerekse Ortadoğu müzelerini süsleyen çok sayıdaki Osmanlı tombak eseri, bu yaldızlama yönteminin Osmanlı’da ne kadar yaygın olarak kullanıldığının kanıtıdır. Bu eserlerden özellikle son dönemlere ait olanların bazılarının üzerinde ‘tonbak’ şeklinde yazılmış damgalara da rastlanmaktadır ki bunun sahtekarlığı önlemek amacıyla başvurulan bir yöntem olduğu sanılmaktadır. Osmanlılarda tombakların kullanım alanı da hayli zenginleşmiştir. Şamdanlardan maşrapaya, ibriklerden tepsilere, kemer tokalarından mangallara hemen her türlü günlük kullanım amaçlı nesneye uzanan geniş bir yelpazede tombak ürün üreten tombak ustaları, ordu için de miğfer, kılıç kını, kalkan, tören alemi, koşu takımı gibi malzemeleri tombaklama yöntemi ile üretmiştir. Topkapı Sarayı silâhhanesinde yapılan bu askeri teçhizatlar üzerinde Osmanlıların mensubu olduğu Kayı Boyu’nun silâh damgası kullanılmıştır. Özellikle saray mutfağında kullanılan kap kacak üzerine ise kime ait olduğunu gösteren şahıs kitabeleri ile cami ve türbelere vakfedilen eşya üzerine de çoğunlukla tuğra biçiminde vakıf kitabeleri yazılmıştır. 

Öldüren sanat

Bakır ve bakır alaşımların altın kaplanması için mekanik, kimyasal ve elektrokimyasal olmak üzere üç ayrı yöntem vardır. Mekanik yöntemde, kaplanacak parça yüksek sıcaklıklara kadar ısıtılır ve hazırlanmış olan altın varak, parçanın yüzeyine bastırılarak kaplanır. Kimyasal yöntemde, özel olarak hazırlanan altın çözeltisine daldırılan parça, başka bir işleme gerek kalmaksızın bir altın tabakası ile kaplanmış olur. Bir diğer kimyasal yöntem de önce altın amalgamının parça üzerine sürülmesi ve ardından parçanın ısıtılarak yüzeydeki cıvanın uçurulması yöntemidir. Elektrokimyasal yöntem ancak 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren kullanım alanı bulmuş bir yöntem olup altın içeren sulu çözeltiye kaplanmak istenen parçanın daldırılıp elektrik akımı yardımıyla altın kaplanması yöntemidir. Altın, tıpkı kalaylamada olduğu gibi parçaya nüfuz ettiği için son derece dayanıklı bir kaplamadır. Çok sağlam ve düzgün bir kaplama yapılabildiği için de çok uzun yıllar kullanılmıştır. Tombaklamayı bir sanat haline dönüştüren Osmanlılı tombak ustaları maalesef öldüren bir sanatla uğraştıklarının pek farkında değillerdi. Elektrokimyasal yöntemin geliştirilmesinden önce bu değerli ustalar tombaklama işlemi sırasında sürekli cıva buharına maruz kalıyorlardı ve çoğu soludukları bu zehirli buhar yüzünden birkaç yıl içinde hasta olup ölüyordu. Bu yüzden tombaklama, gerçekten büyük ustalık isteyen ve incelikleri olan bir sanattır. Halen tombaklama tekniğini anlatan birçok kitapta ‘zehirlenme tehlikesi olduğundan amatörlere tavsiye edilmez’ ibaresi yer almaktadır. Ülkemizin son tombak ustası 1960 yılında vefat etmiştir. Halen eski örnekleri yeniden yapabilen çok az sayıda usta vardır ve bu ustalar da diğer altın kaplama işini yapanlar gibi elektroliz yöntemini kullanmaktadır.