Bir Yaz Rüyası

GUSTO

Dondurma

Besleyici, hafif ve olağanüstü lezzetli bir gıda olan dondurma, Türkler için hala büyük oranda bir yaz yiyeceği. Her mevsim tüketilmesi gerektiği gerçeği bir yana, dondurma gerçekten de insanı bir şey yiyemeyecek kadar halsiz ve iştahsız bırakan sıcak yaz günleri için ideal bir seçenek. 

Yaz mevsimini çağrıştıran beş şey sorsak, büyük olasılıkla dördüncü veya beşinci sırada dondurmayı sayarız. Bunun nedeni, hiç kuşkusuz, dünyanın pek çok ülkesinde her mevsimde keyifle tüketilen dondurmanın, ülkemizde çok büyük bir oranda sadece yaz mevsiminde tüketiliyor olması ve bu yüzden adeta yazın sembollerinden biri haline gelmesidir. Bir mevsimin sembollerinden biri haline dönüşmek de öyle az buz bir şey değildir elbette. Bunun için bazı nitelikler gerekir ki, dondurma için bu niteliklerin başında yazın bunaltan sıcaklarında, onlarca çeşidiyle eşsiz bir lezzet şöleni sunarak insanı serinletmesi gelir. Besleyici, hafif ve olağanüstü lezzetli bir gıda olan dondurma, gerçekten de insanı bir şey yiyemeyecek kadar halsiz ve iştahsız bırakan sıcak yaz günleri için ideal bir seçenektir. 

Dağların zirvesinden kral sofralarına

Bu olağanüstü lezzeti kimlere borçlu olduğumuz hususuna gelince, burada durum biraz karışıyor. Kimi kaynaklar dondurmanın ilk hali diyebileceğimiz buzlu nektarın, MÖ 4. yüzyılda Büyük İskender için bulunduğunu; kimileri ise gladyatör dövüşlerine meraklı Roma İmparatoru Neron’u, arenada dövüş izlerken aşırı rahatsızlık duyduğu sıcaklara karşı bir nebze ferahlatmak için çareler arayan aşçılarının eseri olduğunu söylüyor. Aşçıların karla karıştırdıkları meyve nektarları ile bal ve şerbetten oluşan bu yiyecek Neron’un o kadar hoşuna gitmiş ki, sürekli olarak, yaz aylarında bile yüksek tepelerinden kar örtüsü kalkmayan Apenin Dağları’na kar getirmeleri için köleler göndermiş. Bazı kaynaklar ise, ki bu kaynakların daha ciddiye alındığını söylemek mümkün, dondurmayı Çinlilere borçlu olduğumuzu ve bu eşsiz lezzetin 3 bin yıl kadar önce Çin’de bulunduğunu yazıyor. Bunların hangisi doğru bilinmez ama 1600’lü yılların ortalarında buz ve tuz kombinasyonunun kullanılmasıyla buz üretiminde bulunan pratik metotla dondurmanın gelişimi hızlanmış. Önceleri buz ve karla soğutulmuş içecekler olarak başlayan üretim, sonraları yarı dondurulmuş limonataya ve en sonunda da su dondurmasından süthaneye kadar gelişmiş. İlk dondurma satışını 1660 yılında aslen bir İtalyan olan Cotelli, Cafe Purocafe adını verdiği mekanında gerçekleştirmiş. Amerika’ya 1700’lü yıllarda ulaşan dondurma, sonraları Beyazsaray’da davetlerde tatlı niyetine ikram edilir olmuş. Dondurmanın ülkemizdeki tarihine bir göz attığımızda ise 13. yüzyılda yüksek düzlüklerden toplanan buzların buz mahzenlerinde depolandığını görüyoruz. Bu buzlar kullanılarak keçi sütü, şeker ve salepten yapılan dondurmaların da çok iri ve sert kalıplar halinde olduğunu ve bu nedenle bir kancaya asılarak büyük bir bıçak yardımıyla porsiyonlar halinde kesildiğini… Tıpkı günümüzde halen bu yöntemle satılan meşhur Maraş dondurması gibi… 

Adı dondurma ile anılan kentler

Dünyada adı dondurmayla özdeşleşmiş iki şehir var; biri İtalya’nın başkenti Roma, diğeri ise ülkemizin güneydoğusundaki Maraş. Gelato olarak adlandırılan Roma dondurması, dünyanın belki de en fazla bilinen, en ünlü dondurması ve hemen her ülkede taklit de olsa üretilip tüketiliyor. Maraş dondurması ise şöhret basamaklarını ağır ağır tırmanıyor. Öyle ki, son yıllarda bazı Avrupa ve Ortadoğu ülkelerinde taklitleri boy göstermeye başladı. Ancak, Maraş dondurmasının taklit edilmesi pek de kolay değil. Çünkü, bu kenti kuşatan efsanevi Ahir Dağı’nın eşsiz flora ve faunasını bulmaları ve buraya özgü kekik, keven, sümbül ve çiğdem gibi çiçeklerle beslenen keçilerin çok özel bir kıvam ve aromaya sahip sütleri ile topraktan fışkıran yabani orkide çiçeklerinin yumru köklerinden elde edilen mucizevi salebi elde etmeleri mümkün değil. Bunlar olmadan da gerçek bir Maraş dondurması yapmak imkansız. Ayrıca, yapım aşamalarının şartlarından biri olan ‘dövme ustalığı’da Maraş dondurmasını dünyanın en yoğun, en sert, en esnek ve en lezzetli dondurması haline getiriyor. 

En lezzetli dondurmalar

Maraş dondurması denince de akla ülkemizdeki en lezzetli dondurma markalarından biri olan Mado geliyor doğal olarak. Bugün yurt genelinde 147 şubesi ile hizmet veren Mado, aynı zamanda Maraş dondurmasının şöhretinin dünyaya yayılmasında büyük payı bulunan ve onlarca çeşit dondurmasıyla ilk akla gelen iyi dondurma adreslerinden. İyi dondurma dendiğinde mutlaka anılması gereken bir başka marka ise bir dünya markası olan Haagen Dazs. İstanbul Levent’te de bir şubesi bulunan Haagen Dazs; tamamen doğal ürünler olmasına özen gösterdiği taze krema, yağı alınmış süt ve taze yumurta sarıları ile ürettiği dondurmalarını nefis bir lezzete dönüştürüyor. Sabit Türkmen ile oğulları Davut ve Faik Türkmen tarafından Gelibolu’da kurulan Romma ise Türk damak tadıyla çağdaş üretim koşullarını aynı noktada buluşturarak ürettiği meşhur Roma dondurmasını Ege bölgesinde yoğunlaşan shop’ları ile tüketiciye sevdiriyor. Mövenpick Otel’in hiçbir katkı maddesi içermeden yüzde yüz doğal malzemelerle hazırlanan ‘Mövenpick Dondurmaları’ da lezzette sınır tanımıyor. Sütü ve kreması Alp Dağları’ndan, vanilyası Madagaskar’dan, fıstığı İtalya’dan, cevizi Çin’den, çikolata ve karameli İsviçre’den gelen Mövenpick Dondurmaları, kendine has lezzetleri ile, her dondurma tutkununun mutlaka denemesi gereken dondurmalardan. Kadıköy Moda’daki Ali Usta, Bebek’teki Mini Dondurma ve İtalyan usulü dondurmanın en başarılı temsilcilerinden Taksim Tünel’deki Cremeria Milano da kaliteli, sağlıklı ve lezzetli dondurma denildiğinde akla gelebilecek diğer önemli adresler. Geleneksel Türk Mutfağı’nı yaşatan mönüsü ile haklı bir üne sahip Üsküdar’daki Kanaat Lokantası ise yaz kış eksik etmediği kaymaklı dondurmasıyla da adından söz ettiriyor.