Çölün Tüm Renkleri

SEYYAH

Tunus Sahra Festivalleri

Berberilerden başka Tuareg ve Arapların da yoğun olarak yaşadığı Sahra Çölü’nün halkları, her yıl mart ve kasım aylarında yapılan Sahra festivalleri sayesinde bir araya geliyorlar. Sahra Çölü’nün kapsadığı çok geniş bir coğrafyanın tüm renkleri bu festivallerde çölün renkleri ile birleşerek büyüleyici bir renk cümbüşü oluşturuyor. 

Homeros ünlü destanı Odysseus’ta, ‘lotus yiyenler ülkesi’ olarak anlatır Tunus’u. Roma’ya kafa tutan efsanevi komutanı Hannibal ile hafızalara kazınan kent devlet Kartaca’ya da ev sahipliği yapar bu ülke. Efsaneler ve zengin tarihinin yanında renkler de şekil verir Tunus’a. Hem de ne renkler... Akdeniz ve Afrika renklerinin üzerine Arap kültürünün renkleri de eklenince, Tunus’un gökkuşağını andıran resmi tamamlanır. Maviyle beyazın şekillendirdiği sakin mimari, sıcakkanlı ve yardımsever insanlar, farklı etkilerle harmanlanmış mutfak kültürü, altın sarısı kumsallarla kucaklaşan turkuaz deniz, labirent sokaklardan oluşan gizemli çarşılar ve palmiye ormanlarının bittiği yerde başlayan çöl, Tunus ziyaretçilerini bekleyen hoş sürprizlerdir. Tunus’un cazibesini artıran sürprizler kesinlikle bunlarla sınırlı değil. Başkent Tunis’te bulunan dünyanın en büyük mozaik müzesi Bardo, Kartaca antik kenti, turizm broşürlerinde ‘beşinci iklimin adası’ olarak tanımlanan ve kartpostal görüntüleri sunan Djerba, ‘Star Wars’ ve ‘İngiliz Hasta’ filmlerinin çekildiği platolar bu sürprizlere eklenebilir. Tüm bu saydıklarım her ne kadar turizm için tasarlanmış olsa da sanmayın ki ortalık turist kaynıyor ve herşey onlara göre düzenlenmiş. Tunus’ta her zaman turist rotalarının dışına çıkma şansına sahipsiniz. Bu şansı öncelikle iki mekan sunuyor size. Biri medinaların, yani eski yerleşimlerin ve onların çarşılarının arka sokakları. İkincisi ise Tunus’un güneyinde kalan Sahra Çölü ve onun yanıbaşında bulunan zamanı unutmuş küçük yerleşimler. 

Çölde bir gece

Tunus’tan başlayarak Afrika’nın kuzeyine yayılan Sahra Çölü’nün insanın üzerinde yarattığı etki kelimelerle anlatılacak gibi değil. Bu etkiyi hissetmenin en uygun yolu çölde bir gece geçirmek bana göre. Çölde geçirilen bir gece ve ardından yaşanan gündoğumu insana çok şey katıyor. Gece boyunca yıldız haritasını tüm çıplaklığıyla izler, elinizi uzatsanız içlerinden birini tutacakmış hissine kapılırsınız. Gündoğumu ise farklı bir haldir. İyice serinlemiş olan kumullar önce bir rüzgarla hareketlenir. Ardından ilk ışık huzmesini yüzünüzde hissedersiniz. Sarı kumlar artık kızıldır. Kızıllık geçip kumlar asıl renklerine döndüğünde ise güneş tamamen çıkmış, ortalık ısınmaya başlamıştır bile. Çoğunlukla Berberilerin yaşadığı Sahra Çölü, Tunus’tan başka Cezayir, Libya, Çad, Mali, Nijer, Moritanya ve Fas’ın bir bölümünü de kaplar. İşte bu kadar geniş bir alana yayılan, Berberilerden başka Tuareg ve Arapların da yoğun olarak yaşadığı Sahra Çölü’nün halkları, her yıl mart ve kasım aylarında yapılan Sahra festivalleri sayesinde bir araya gelirler. Tabii bu kadar renkli bir coğrafyanın festivalleri de tam bir renk cümbüşü şeklinde geçer. Kimler ve neler yoktur ki bu festivallerde!.. Masmavi örtülerinden sadece gözleri görünen Mali ve Moritanya’dan gelen Tuaregler, deve ve at üzerinde mucizeler yaratan Libya Arapları, çölün adeta bir parçası olup onunla kaynaşan Tunus ve Cezayirli Berberiler. Ancak, festivalin asıl renkli görüntülerini sunanlar kuşkusuz kadınlar olur. Birbiriyle yarışan allı morlu geleneksel kıyafetlerinin çeşitliliğine takılarındaki zenginlik de eklenince nereye bakacağınızı, neyin fotoğrafını çekeceğinizi şaşırırsınız. 

Ksours Sahra Festivali: Doğallık arayanlar için

Halklar bu festivallerde folklorlarından örnekler sundukları gibi geleneklerinin canlandırmalarını da yaparlar. En çok canlandırılan gelenek ise düğün törenleridir. Gelinin ve çeyizinin develerle getirilmesiyle başlayan düğün seremonisinin tüm aşamaları canlandırılır. Bu canlandırma, gelinin örtüsünün damat tarafından açılmasıyla son bulur. İzleyenleri en çok heyecanlandıran gösteriler ise atların şaha kaldırılması ve deve yarışlarıdır. Atın her şahlanışında seyirciler tezahürat yaparak memnuniyetlerini ifade ederler. Deve yarışları sırasında ise heyecanları doruğa ulaşır. Kazanan, bir sonraki festivale kadar şampiyonluğun tadını çıkarır. Her yıl, mart ayının son haftası Tunus’un güneyinde kalan Tataouine kentinde yapılan ‘Ksours Sahra Festivali’, turist kafilelerinden uzak ve tamamen yerel halkların katılımı ile geçiyor. Aralık ayının sonunda Touzer kentinde yapılan ‘Sahara Festivali’ ise daha çok turist çekiyor. Turizm firmalarının tur programlarına da aldıkları bu festival daha çok turistik bir gösteriye dönüşüyor. Bu nedenle Ksours Sahra Festivali, doğallık arayanlara umduklarından fazlasını verecek güzellikte geçiyor; ama, bu festivale kendi olanaklarınızla ulaşmak zorundasınız. 

Tunus mutfağı

Bu arada Tunus’tan ve Sahra festivallerinden söz edip Tunus mutfağından bahsetmemek olmaz. Geleneksel Tunus mutfağının önde gelen yemekleri olan kuzu eti ve sebzeden yapılan kuskus ve bir çeşit börek olan brik’i hemen her yerde tatma şansınız var. Ülkenin özellikle Akdeniz’e kıyısı olan yerleşimlerinin mutfağı ise ağırlıklı olarak deniz ürünlerinden oluşur. Özellikle otellerde Akdeniz’in balık çeşitlerini ve deniz ürünlerini farklı yapılış biçimleriyle bulmanız mümkün. Söz yemekten açılmışken Tunus şaraplarının da gayet hoş olduğunu belirtelim. Tunuslular, Akdeniz’in iki önemli ürünü olan zeytinyağı ve şarap konusunda son derece başarılı. Dünyanın sayılı zeytinyağı üreticilerinden olan Tunus, Kartaca’dan miras kalan şarap geleneğini de başarıyla devam ettiriyor. 

Ayrılmak zor

Tunus’a yolunuz düştüğünde festivalleri göremezseniz sakın üzülmeyin. Çünkü ülkenin birçok şehrinde geleneksel kıyafetlerin ve objelerin sergilendiği çok sayıda etnografya müzesi var. Bu müzelerin en büyüğü ve muhteşemi Djerba Adası’nda bulunuyor. Dört bin metrekarelik geniş bir alana kurulu olan Museum of Patrimony’de geleneksel kostümler, el sanatları ürünleri, müzik aletleri ve dekorasyon eşyaları sergileniyor. Ayrıca, Arap kaligrafisinden örneklerin sunulduğu bir galerinin yanında resim ve mozaik örneklerinin bulunduğu galeriler de müzede yer alıyor. Yazının başında geçen Odysseus efsanesinde Homeros öyküyü şöyle anlatır: Efsanenin kahramanı Ulysses, on yıl süren uzun yolculuğu sırasında gemisiyle Tunus kıyılarına gelir. Yorgun ve susuz olan mürettabatından bazılarını su bulmak için kıyıya çıkarır. Mürettebat karada konuksever yerlilerle karşılaşır. Ancak, yerlilerin sunduğu birtakım lezzetli yemişlerin, insana yurdunu ve aile sevgisini unutturma gibi bir kusuru vardır. Ulysses, adamlarını bu kıyılardan çeke çeke zorla uzaklaştırır. Günümüzde de Tunus’a yapılan yolculukların sonu pek farklı olmuyor. Herbiri lezzetli birer meyve gibi olan Tunus’un sundukları, insanın buradan ayrılmasını güçleştiriyor. Siz siz olun, Tunus’a giderken yanınızda mutlaka Ulysses gibi iradeli bir arkadaşınızı da götürün.