Geçmiş Zaman Limuzinleri

GELENEKSEL

Faytonlar

Bir dönem kral ve kraliçeler ile soyluların ulaşım aracı olan faytonlar günümüzde sadece turistik amaçlı olarak ve çok az sayıda kentte hizmet veriyor. Buram buram nostalji kokan bu keyifli ulaşım aracını üretmeye devam edenlerin sayısı ise tüm dünyada bir elin parmaklarını geçmiyor. İşte onlardan biri, hem de en büyüğü de Akhisar’daki Güneş Fayton… 

Deri koltuklar üzerinde hafif hafif sallanarak, tekerleklerin tıkırtısını ve atların nal sesleri ile soluk alıp verişlerini dinleyerek, manzaraya ya da yaşayan sokaklara bir cam ardından değil de doğrudan tanıklık ederek ağır ağır seyahat etmenin keyfini günümüzün hiçbir ulaşım aracı sunamaz bize. Oysa fayton ile yapılan yolculuğun yaşattığı bu doyumsuz keyfin bir başka artısı daha vardır: Sizi anılarda da dolaştırır fayton. Günümüzün hızlı ve duyarsız yaşam temposundan çıkarır, adeta başka bir dünyada hem geçmekte olan her dakikayı hem de çoktan geçip gitmiş olan günleri, ayları, yılları doyasıya yaşatır. Bu yüzden, eğer bulunduğunuz veya ziyaret ettiğiniz bir kentte hala fayton var ise ne yapıp edip kendinize bu eşsiz keyfi yaşatacak fırsatı yaratın. 

Mitolojik köken

Fayton sözcüğünün kaynağı olarak Antik Yunan mitolojisindeki Güneş Tanrısı Helios’un oğlu Phaeton gösteriliyor. Helios’un çok güçlü ve çılgın atlar tarafından çekilen altınlarla süslü görkemli arabasını kullanmak, o araba ile tanrıların dağı Olimpus’un zirvesine çıkarak babası gibi ölümsüz olmak isteyen Phaeton’un uzunca bir hikayesi yer alıyor mitolojide. Sözlük karşılığı ise kısaca atlı araba… Ancak tarif bu kadar kısa değil: “Dört tekerlekli, ön tekerlekleri küçük, arka tekerlekleri büyük, tek oklu ve çift at koşulur; öndeki arabacı yeri yüksektedir, körük çekildiği zaman arabacı körük dışında kalır. Arabaya ön ve arka tekerleklerin çamurlukları arasına yerleştirilmiş basamakla binilir. Dört kişilik arabadır; iki kişi, yüzleri gidiş istikametinde arka koltuğa, iki kişi de onların karşısına ve yüzleri onlara dönük olarak oturur. Körük bilhassa yağmurlu havalarda çekilerek üzeri kapatılır, bacakların ıslanmaması için de diz üstüne çekilir bir muşambası vardır. Arabacı yerinin iki yanında da birer feneri vardır,” şeklinde uzayıp gidiyor. 

Saraydan halkın kullanımına

Atlı arabaların ilk olarak MÖ 2000-800 yılları arasında üretilmeye başlandığı sanılıyor. Orta Asya Türk kültüründe önemli bir yere sahip olan atların hemen hemen tüm Orta Asya devletlerinde arabaya koşulduğu da biliniyor. Türklerde atların bugün bildiğimiz anlamda faytonlara koşulmasına ise Lale Devri’nde (1718-1730) rastlanılıyor. Bu dönemden itibaren Fransa’dan getirtilen süslü, iki veya dört kişilik oturma yerli, bir sürücü tarafından idare edilen faytonlar, hem taşıma ve ulaşım hem de gezinti amacıyla kullanılmaya başlanmış. Osmanlı padişahlarından II. Mahmud’un faytonsuz hiçbir yere gitmediği, Sultan Abdülmecid döneminde faytonun resmi saray arabası haline getirtildiği ve Sultan Abdülaziz döneminde ise diğer devlet görevlilerinin de hizmetine sunulduğunu söylüyor tarihçiler. 
Yine bu dönemden itibaren şehrin ileri gelen ailelerinin hizmetine kiraya verilmeye de başlanmış faytonlar. Yani bir tür limuzin hizmeti görmüşler. Osmanlı İmparatorluğu’nda iki yanı açık, üstü arkadan körüklü iki kişilik at arabalarına ‘fayton’; dört kişilik, karşılıklı iki kanepeli, ön ile arkadan iki körüklü, üstü kapatılabilen at arabalarına ‘landon’ ve tamamen ahşaptan yapılmış, kapalı, yan pencereleri camlı, kutu biçiminde dik, iki kişilik at arabalarına da ‘kupa’ adı verilmiş. Bunlar haricinde Avrupa’dan getirtilen karoserli, tek bir atın çektiği, iki kişinin yan yana oturarak seyahat edebildiği ‘kabriyole’ isimli at arabaları da sıklıkla kullanılmış. Dört at koşulan, yarı körüklü arabalara ise ‘saltanat arabası’ denirmiş ve bu fayton türleri sadece padişahlar, sadrazamlar ve sarayın ileri gelenleri tarafından kullanılırmış. Yavaş yavaş kent içi ulaşımın en önemli araçlarından biri haline gelen faytonlar bir dönem İstanbul ve tüm Anadolu kentlerinde adeta günümüzün taksileri gibi hizmet verir olmuşlar. Motorlu araçların çoğalması ile kent ve kasaba sokaklarını birer birer terk etmek zorunda kalan faytonlar, günümüzde ancak birkaç kentte, düğünlerinde sünnet çocuklarını gezdirmek veya turistik şehir turları için kullanılır hale geldiler. 

Yaşatılan gelenek

At arabalarının ve faytonların önemini yitirerek sahneden çekilmesi, doğal olarak bu araçların yapımına yönelik pek çok geleneksel mesleği de yok olma tehlikesi ile karşı karşıya bıraktı. Ancak; Ege bölgesinin verimli toprakları, zeytini ve tütünü ile ünlü ilçesi Akhisar’da baba mesleğine sahip çıkan ve büyük düşünerek başarıya ulaşan Bülent Güneş’in, iki ortağı ile birlikte kurduğu fayton fabrikası, hem faytonun hem de geleneksel mesleklerin yaşatılmasında önemli bir rol oynuyor. “1991’e kadar babamla at arabası yaptık. Sonra askere gittim. Döndüğümde dekoratif amaçlı minyatür faytonlar yaptım. Otellerde, bazı kafeteryalarda süs amaçlı kullanıldı. Sonra büyük faytonlar yapmaya karar verdim. Bergama’da Fransa’dan gelen tarihi bir fayton olduğunu öğrendim. Gidip hemen satın aldım. Bu faytonu söktüm, kalıbını çıkardım. Bu işi kendi kendime öğrendim. Modelleri ise internet aracılığıyla İngiltere ve İtalya’dan aldım,” diyen Bülent Güneş, at arabası tamir eden dedesinden aldığı yeteneği fayton ustalığına dönüştürüp bugün Yunanistan’dan İngiltere ve Kanada’ya farklı ülkelere ihracat yapma başarısına ulaşmış. 

Geleneksel üretime yakışır dekorasyon

Kimsenin şans tanımadığı bir işte büyük bir başarıya imza atan Bülent Güneş, gençliğinde bir dönem dekoratif malzemeler ve minyatür mahalleler de yaptığı için fabrikanın iç tasarım ve dekorasyonunda da bu yeteneğini kullanmış ve üretim bölümlerini eski bir Osmanlı mahallesi gibi tasarlamış. Fabrika çalışanları bu mahallede yemeklerini esnaf lokantasında yiyor, çay ocağında sohbet edip dinleniyor, yöneticiler işleri muhtarlıktan yönetiyor ve her bir usta kendi adını taşıyan atölyesinde alın teri döküyor. Tasarımı ile de gelenekselliğe vurgu yapan Güneş Fayton’da üretimin tamamı el işçiliğine dayanıyor. Fabrika Müdürü Mustafa Aras, tüm faytonların geçmişteki orijinallerine birebir sadık kalınarak ve en kaliteli malzeme kullanılarak el yapımı olarak üretildiğini, bu anlamda dünyanın en büyük fayton üreticisi olduklarını anlatıyor. “Ürünlerimizde kullanılan ahşap oyma işleri tamamen el oyması, dövme işleri el dövmesidir. Belirli yörelerde yetişmiş kayın, çam ve dışbudak ağaçları kesilip kereste haline geldikten sonra fırınlanır ve şirketimizin depolarında doğal ortamında en az bir yıl beklettikten sonra üretimde kullanılır. Tekerlekler dışbudak ağacından ve aynı eski yöntemlerle yapılmaktadır. Bizim hedefimiz, eskiyi, değiştirerek değil de aslına sadık kalarak yaşatmak,” diyen Mustafa Aras, bir faytonun yapımının yaklaşık 1 ay sürdüğünü, bazen siparişler yoğunlaştığında işçi takviyesi yaparak 1,5 ayda 2 fayton ürettiklerini anlatıyor. 

Her biri ayrı güzel

Güneş Fayton’da Vis A Vis, Victoria Klasik, Gelin Faytonu, İzmir Faytonu, Brik, Landau gibi fayton modelleri üretiliyor. Aslına birebir sadık kalınarak üretilen bu el yapımı modellere müşterilerin istek ve talepleri doğrultusunda bazı özel eklemeler de yapılabiliyor. Bu anlamda ürettikleri her faytonun farklı bir yanı ve güzelliği olduğunu da söylemek mümkün… Örneğin İzmir Ticaret Odası’nın siparişi üzerine geliştirilen İzmir Faytonu sadece İzmir’e özel… Koltukları turuncu deriden, içinde İzmir’in ünlü Türk Sanat Müziği şarkılarını çalan bir CD çalar mevcut. Fayton konuğunun şehir turu yaparken bir şeyler içebilmesi için özel meşrubat konsülü ve gazete koymak için özel bölümleri de unutulmamış. Victoria modeli esas alınarak geliştirilen bu faytonlar şimdi İzmir’in simgesi olmuş durumda ve konforlarıyla limuzinleri aratmıyorlar. Yeni geliştirdikleri Victoria Gold modelini de gururla anlatıyor Mustafa Aras: “Ön aynasında, çamurluklarında ve gövdesinde masif maun kullandık. Tüm deri aksamı doğal deridir. Ahşap aksamı vernik diğer kısımları fırın akrilik oto boyası ile boyadık” Bizim için bu faytonun en hoş detayı ise arkasına yerleştirilen ve içi kadife kaplı bir sandık şeklindeki piknik sepeti oldu. O sepeti doldurarak ve yanınıza sevdiklerinizi alarak piknik yapmak üzere yeşillikler arasında faytonla yol aldığınızı düşünsenize, başka hangi araç size bu kadar romantik bir seyahat vaat edebilir ki?